GÜÇLENDİRİLMİŞ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
İl milli eğitim müdürü, bir önceki makalede belirttiğimiz özellik, görüş ve yaklaşımla kendi ilinin dünü, bugünü ve geleceği hakkında bilgi, kanaat ve vizyon sahibi olmalı, ilinin diğer illerle ve dünya ile rekabete gireceğinin, kendisinin de bu mücadelede üst düzey bir yönetici olduğunun bilincinde olmalıdır. Konuya ve göreve başka değil, böyle yaklaşmalıdır.
Bu çerçevede önce, eğitim-öğretim ve yönetim yönünden kendisi gibi güçlü, alanda ve diğer sosyal bilim dallarında yüksek lisans veya doktora yapmış ve yıllarca da başarılı yöneticilik yapmış en az dört ya da ihtiyacı kadar yardımcılar ve danışmanlar belirlemelidir. Bunlar il eğitim sistemini ‘çalıştırma’ ‘geliştirme’ ve ‘millileştirme’ davasına yürekten inanmış hatta kendisini bu alana adamış birer dava insanı olmalıdır. Ayrıca hem engin tarihimizin hem de günümüzün bilim ve eğitimle ilgili bilgilerini, özellikle de eğitim bilimlerini çok iyi bir şekilde öğrenmiş ve özümsemiş olmalıdırlar. Yine bu yardımcılar hem Medeniyetimizin hem de çağın, bilim ve eğitim-öğretim konularına bakışını, anlayış, yaklaşım ve yöntemlerini; özellikle benzerlik ve farklılıklarını çok iyi bilen insanlar olmalıdırlar. Bunlar da Batı emperyalizminin kirli dünyasından, özellikle de onun eğitim ve bilim anlayışından kopmuş, bağımsız bir duruma yükselmiş olmalıdırlar. Ayrıca bunlar, il milli eğitim müdürünün her zaman birlikte çalışacağı ve her şeyiyle birbirine güvenen yakın çalışma arkadaşları olacaktır. İli çalıştırmak, geliştirmek, millileştirmek ve iller arasında önemli bir yer alabilmesi için yapılacak planlama, organizasyon ve bütün etkinlikleri birlikte yapacaklardır.
İkinci olarak, ilçelerde yapacağı istişareler sonucu ilindeki ilçe adedince hazırlayacağı ilçe milli eğitim müdürleri listesini eğitim yönetimi il kurulunun onayına sunmalıdır. İlçeyi teslim edeceği bu müdürler de kendisi ve müdür yardımcıları gibi kendilerini yetiştirmiş, aşağı yukarı benzer özelliklere sahip birer dava insanı olmalıdırlar. Onlar da kendi ilçelerini, diğer ilçeler ve iller arasında çok iyi bir noktaya taşımayı kendilerine birer hedef olarak koymalıdırlar. Onların tek amacı bu olmalıdır.
Üçüncü olarak, Kuruldan onay aldıktan sonra, yeni göreve başlayan ilçe milli eğitim müdürleriyle belli görüşme, çalışma ve istişareler yapıp, onların destek ve onayı ile teker teker okul müdürlerini birlikte belirlemelidirler. Bu görev de en az diğerleri gibi çok önemlidir. Milli eğitim bağlamında bu müdürler, ilkokul, ortaokul ve mesleki teknik te dahil lise müdürleridir. Eğitim-öğretime doğrudan dokunan yöneticiler bunlardır. Bunlar öğretmenler, öğrenciler ve velilerle birebir ve doğrudan ilişki içerisinde olurlar. Yukarıda il ve ilçe milli eğitim müdürleri ve müdür yardımcıları için aranan özellikler, çok büyük ölçüde okul müdürleri için de aranmalıdır. Zira bana göre, eğitim-öğretimin kalitesi ve verimliliği açısından MEB’de eğitim yönetiminin en stratejik düzeyi, okul müdürlükleridir. Okul müdürleri, öğretmenlerin ve diğer çalışanların işlem ve faaliyetlerini organize eder, denetler ve koordine ederler. Başka bir ifadeyle, okul müdürleri, eğitim-öğretimin sağlıklı ve verimli bir şekilde yürütülmesinden birinci derecede sorumludurlar. Onun için bu düzey yönetime çok önem vermek gerekir. Onların da hedefi, kendi okullarını ilçe, il ve ülkede en iyi okullar arasına sokmak olmalıdır.
İl milli eğitim müdürü yoğun bir çalışmayla, ilindeki bütün bu eğitim yöneticilerini/ yönetim kadrosunu, ifade ettiğimiz ölçülerde belirleyip atamaların yapılmasını sağlarken bir yandan da hızlı bir şekilde çalışmaya başlayıp, kendi ilinde bir seferberlik havası oluşturmalı, diğer iller arasında ve Dünyada ön sıralara geçirmenin gayreti içerisine girmelidir.
Bütün bu çalışmalarla, atanan yöneticilerin hepsinin işleri ve hedefleri belli olmuş olacaktır. Geriye onların bu hedeflere kilitlenmesi ve kurumlarını o hedef doğrultusunda harekete geçirmesi kalacaktır.
İl milli eğitim müdürü, yakın çalışma arkadaşları olan yardımcıları ilçe ve okul müdürleriyle beraber, o ile mahsus eğitim vizyonunu ve kendilerinin misyonunu geliştirmelidirler. Bunu, vizyon geliştirme ilkeleri çerçevesinde yapmalıdır. Geliştirilecek bu vizyon ve misyonun, asılmış birer duvar bildirgesi olarak kalmaması için de il ve ilçe müdürleriyle okul müdürleri, onu sürekli gündemde tutmalı, birlikte belirledikleri bu vizyonu gerçekleştirmek için, ildeki eğitim camiasını harekete geçirmeye çalışmalıdırlar. İşte asıl eğitim yöneticiliği zaten burada ortaya çıkacaktır. Zira yöneticilik, bir kurumun vizyonu (hedefleri) doğrultusunda, o kurumdaki insanları harekete geçirmek, yürütmek, belki de koşturmak olarak tanımlanır.
Bundan sonra eğitimin mükemmel bir şekilde uygulanmasından, eğitim yönetimi il kuruluna karşı birinci derecede il milli eğitim müdürü sorumlu olacaktır. Eğitim yönetimi il kurulu ve imkanı olan herkes te il milli eğitim müdürüne destek olmalıdır. Bu anlamda il milli eğitim müdürü, dünyadaki ve Ülkedeki eğitim hareketlerini takip edip onlardan hem kendisi, kendi ili için dersler çıkarmağa çalışan, hem de bunun için ilin entelektüel boyutunu harekete geçirmeye gayret eden bir entelektüel olacaktır. Ayrıca o, kendi ilinin eğitim sorunlarını sürekli olarak düşünen, sorgulayan, tatmin olmayan ve sürekli daha iyiyi ve mükemmeli arayan, sorunları teşhis edip çözümler üreten bir insandır. İldeki eğitim sorunlarını çözmeğe çalışıp, eğitim faaliyetlerini daha mükemmel hale getirerek, ilin eğitim seviyesini yükseltme hususunda başta eğitim camiası olmak üzere, ilin bilim çevrelerini, sivil toplum kuruluşlarını, ekonomi çevrelerini ve kısaca toplumu harekete geçirmeğe kendini adamış olacaktır.