PROF.DR.ÖMER ÖZYILMAZ ERUNİM MTTB DER'İN "ADÜMER" 1.RAPORUNU AÇIKLDI | PROF.DR.ÖMER ÖZYILMAZ ERUNİM MTTB DER'İN "ADÜMER" 1.RAPORUNU AÇIKLDI

PROF.DR.ÖMER ÖZYILMAZ ERUNİM MTTB DER'İN "ADÜMER" 1.RAPORUNU AÇIKLDI

Prof.Dr.Ömer Özyılmaz ve Mustafa Dinek

 ERUNİM MTTB DERNEĞİ’NİN KAMUOYUNA AÇIKLAMALARI

-I-

TARIMSAL DESTEKLER

 

Erzurum Üniversiteleri Mezunları MTTB Camiası Derneği olarak bizler, bundan sonra zaman zaman Ülkemizin çeşitli sorunları hakkında görüş ve düşüncelerimizi, kamuoyumuzla paylaşacağız. Bundan maksat, Ülkemizin sorunlarının tespit ve çözümünde, pek çok alanda yetişmiş olan değerli arkadaşlarımızın bilgi ve deneyimlerinden Ülkemizin yararlanmasını sağlamaktır. Bu çerçevede, kamuoyumuzla paylaşmayı planladığımız ilk konu, Ülkemiz ve insanımız için hayati önem taşıyan ‘Tarım’ ve ‘Tarımsal üretim’ hakkında olacaktır. Diğer pek çok alanda da olacağı gibi, bu alana yönelik olarak, daha pek çok paylaşımlarımız olacaktır. Umarız, bu alandaki kıymetli yöneticilerimize mesajımız ulaşır ve onlara yardımcı olmak amacıyla hazırladığımız bu çalışmamız, yararlı bir sonuca dönüşür.

Bu vesileyle tarım yöneticileri ve çalışanları başta olmak üzere, bütün kamuoyumuzu sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. 

                                                                                                                                                                                                                          SALİH AKVERDİ

ERUNİM MTTB DERNEĞİ

        YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 

Tarımsal üretimin hemen hemen her alanında maliyetlerin yüksekliği, işgücü temininin zorluğu, pazar ağının oluşmamış olması, hava şartlarının değişkenliği ve kurumsal yapının güçlenmemiş olması gibi bir sürü nedenlerle çiftçilik mesleğinin icrası her geçen gün zorlaşmaktadır. Bazı yıllar üretim şartları ve iklimin olumlu geçmesiyle ürün fazla üretilir, çiftçi pazarlama problemi nedeniyle mağdur olur. Bazı yıllar da aksine olumsuz şartlar nedeniyle üretim düşer çiftçi yine mağdur olur. Bu yüzden çiftçiler Dünyanın her yerinde desteklenmektedirler.

 Gelişmiş ülkelerle rekabet ortamının arttığı son yıllarda hem tarım kesimini güçlendirmek, hem de temel gıda maddelerinde dışa bağımlılıktan kurtulmak için Ülkemizde de tarımda desteklemelerin yapılması hayati önem taşımaktadır. Yeterli destekleme yapılmadığı durumda üretim azalacak, ithalat zorunlu hale gelecektir. Bundan da önemlisi çiftçi üretimi terk edip kentlere göçerse tekrar çiftçiliğe dönüşü de mümkün olmayacaktır.

Tarımsal desteklemelerin önemi kadar üretime etkisinin takibi, verimli bir şekilde kullanılabilmesi ve etki değerlendirme analizlerinin yapılabilmesi de o kadar önemlidir.

Ülkemizde tarımsal destekler, özelde çiftçimiz, genelde de Ülkemiz için hayati önem arz etmektedir. Aksi halde tarımsal desteklerin yoğun olduğu ülkelerle çiftçilerimizin rekabet etmesi zorlaşmaktadır.

Tarımsal destekler halen Tarım Kanununda belirtildiği üzere, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1’i seviyesine çıkmamıştır.

Başta, bu oranın yakalanmasını acilen öneriyoruz.

Tarımsal desteklerin dağılımına baktığımızda küçük işletmelerin destekten yeterince yararlanamadığı görülmektedir. Destekler işletmelerin yapısına göre dengeli dağılmamıştır. Tarımsal destek bütçesinin dağılımına baktığımızda: 2 bin liranın altında destek alanlar %71’lik kısmını, 1000 liranın altında destek alanlar ise %53’lük kısmını oluşturmaktadır. Ayrıca, çiftçilerin %5’i desteklerin %46’sını alırken; %95’lik kitleye desteklerin %54’ü kalmaktadır.

İkinci olarak, bu adaletsizliğin giderilmesinin, tarımsal gelişmemiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyor ve bunun düzeltilmesini, Hükümetimizden talep ediyoruz.

Tarımımızın gelişmesine katkıda bulunacağına inandığımız diğer önerilerimiz ise, aşağıda sunulmuştur:

Desteklerin daha etkili olabilmesi için; birlik veya kooperatif çatısı altında üretim yapan örgütlü çiftçilere, küçük aile işletmelerine, genç çiftçilere, bayan çiftçilere öncelik verilmeli, bölge özellikleri de dikkate alınarak pozitif ayrıcalıklar sağlanmalıdır.

Tarımsal destekler, araziye değil, ürüne verilmelidir.

Küçük aile işletmelerinin kırsalda kalmalarını sağlayarak üretim yapabilmeleri için yerel kaynakları da zorlayarak farklı modelle desteklenmeleri gerekir.

Tarımsal desteklerin dağılımı ve miktarının önemi kadar, desteklerin zamanında açıklanması da önem arz etmektedir. Hatta destekler ekimden önce açıklanırsa çiftçiler arz açığı olan ürünlere yöneltilmiş olurlar.

Desteklerin toplu ödenmesi de önemlidir. Parça parça ödenmesi durumunda sosyal destek gibi algılanmakta, üretimle ilişkisi kurulamamaktadır.

Ülkemizde üretim yapan çiftçilerimizin tamamı Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil değildir. 23,37 milyon hektar olan tarım alanımızın sadece 14,8 milyon hektarı ÇKS’ye kayıtlıdır. Bu önemli sorunun giderilmesi ve üretim yapılan tüm arazilerin ÇKS kaydının yapılması gerekmektedir.

Özellikle yağışı yetersiz olan bölgelerde halen hububat ve baklagil yetiştirilen kuru tarım alanlarının büyük bir kısmında nadas uygulaması yapılmakta, dolayısıyla iki yılda bir ürün alınmaktadır. Bu uygulamayla çiftçimizin geliri önemli ölçüde düşmektedir. Bu durumda olan çiftçilere diğer desteklerin yanı sıra nadas desteği adı altında bir destek te verilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Durumu, kamuoyumuza saygıyla arz ederiz.

 

 

MİLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ 23 EĞİTİM VİZYONU

BELGESİYLE İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ

 

                                                           -I-

      DERSLERİ VE SAATLERİNİN AZALTILMASI

 

Erzurum Üniversiteleri Mezunları MTTB Camiası Derneği olarak bizler, bundan sonra zaman zaman Ülkemizin çeşitli sorunları hakkında görüş ve düşüncelerimizi, kamuoyumuzla paylaşacağımızı daha önce duyurmuştuk. Bundan maksat, Ülkemizin sorunlarının tespit ve çözümünde, pek çok alanda yetişmiş olan değerli arkadaşlarımızın bilgi ve deneyimlerinden Ülkemizin yararlanmasını sağlamaktır. Bu çerçevede, kamuoyumuzla paylaşmayı planladığımız ikinci konu, Ülkemiz ve insanımız için hayatı önem taşıyan ‘EĞİTİM’ hakkında olacaktır. Diğer pek çok alanda da olacağı gibi, bu alana yönelik olarak, daha pek çok paylaşımlarımız olacaktır. Umarız, bu alandaki kıymetli yöneticilerimize mesajımız ulaşır ve onlara yardımcı olmak amacıyla hazırladığımız bu çalışmamız, yararlı bir sonuca dönüşür.

Bu vesileyle her düzeyindeki eğitim yöneticileri ve çalışanları başta olmak üzere, bütün kamuoyumuzu sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.  

 

                                                                                SALİH AKVERDİ

                                                                                           ERUNİM MTTB DERNEĞİ

                                                                                              YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 

 

Milli Eğitim Bakanlığının açıklamış olduğu 2023 EĞİTİM VİZYONU’na yönelik olarak aşağıda belirtmiş olduğumuz hususları destekliyor ve o konularda kısa kısa önerilerimizi sunuyoruz.

 

1-      Ders saatlerinin kısaltılmasını, teneffüs dakikalarının artırılmasını ve haftalık görülen ders çeşidinin azaltılmasını, aşağıda belirteceğimiz şartlar çerçevesinde prensip olarak destekliyoruz.

 

2-      Çocukların özellikle ilkokul ve ortaokulda, sabahleyin akademik ders görmelerini, öğleden sonra da, bilhassa, Tasarım Beceri Atölyelerinde aşağıda belirteceğimiz eğitimsel aktivitelere katılmalarını öneriyoruz. Bu aktiviteler:

a- Öğrencide bilmeğe, öğrenmeğe karşı süreğen bir ilgi, istek ve merak uyandırma çalışmaları,

b- Özellikle ‘bilgi çağında’, bilgiye ulaşmanın ve öğrenmenin değerini, işlev ve önemini sürekli vurgulamak,

c- Eğitim öğretim faaliyetlerinde öğrencinin de sorumlu olduğunu; öğrenciyi buna hazırlamak, bunun bilincinde olması gerektiğini içselleştirmesini sağlamak,

d- Öğrenciye, öğrenmeyi ve bilgiye ulaşma yollarını çok iyi bir şekilde kazandırmak,

e- Öğrencilerin, baskın yani en önde olan ya da en gelişmiş yetenekleri üzerinde çalışarak, iyi yapabildikleri ne ise, önce o alanda yetişmelerini sağlamak,

f- Öğrencilere, öğrenmelerine yön verebilmeleri için, bağımsız çalışma alışkanlığı kazandırmak, 

g- Öğrencilerin bireysel, sosyal, zihinsel ve bağımsız davranma becerileri anlamında ‘anahtar becerileri’ çok iyi bir şekilde öğrenip içselleştirmelerini sağlamak,

h- Öğrencilerin, işbirliği içinde ve projeler üzerinde takım çalışması yapabilmesine ortam hazırlamak,

ı- Dil ve öğrenmenin ayrılmaz bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle, öğrencinin, ‘anadilini’ çok iyi bir şekilde öğrenmesini ve kullanmasını sağlamak,

j- Öğrencilerin, öğrendiklerini transfer edebilmeleri için sosyalleşmeye ve buna uygun bir zemin oluşturmak,

k-  Öğrencilerin özgüven sahibi, düşünen, eleştiren, sorgulayan, analiz-sentez yapan, sınıflama yapmayı bilen (tasnif yapabilen), sorun çözme becerisini elde etmiş ve özellikle yenilik üretmeyi hem hayatında hedef edinen, hem de yenilik üretebilen bir insan olmalarına çalışmaktır.  

Bilindiği gibi, günümüzde artık öğrencinin önüne bilgileri yığıp, bunları ezberlemesini istemek yoluna gidilmemektedir. Ya da eğitim, programdaki bilgilerin öğrenciye aktarılmasına dayalı tekil bir faaliyete indirgenmemektedir. Aksine günümüz eğitim yaklaşımlarında esas olan, öğrenciye hemen bir şeyler öğretmek değil, onu, kendi isteği ile öğrenmeğe hazırlamaktır.

Biz de bunu istiyor ve bekliyoruz.